

Baba ocağında Kılıçdaroğlu
İnsanların köyünden toprağından edildiği, ocakların söndürüldüğü ülkemizin doğu ve güney doğusunda yaşanan sorunların adresi siyasettedir, TBMM’dir. Nitekim 10 Kasım 2009’da TBMM gündemi oluştu ve Kürt sorununun konuşulmasına karar verildi. Ülkenin tamamı TBMM’ye kitlendi. Yaşadığımız kendi ilimizde de toplumumuz TV karşısına geçerek yaşanan acıların son bulması dileğiyle, ümidiyle bekledi durdu. Bilindiği gibi Onur Öymen geçmişte yaşatılan acılarımıza o talihsiz yaklaşımıyla bizleri, toplumumuzu bir kere daha derinden yaraladı. Daha da üzüntü ve tepkilerimize neden olan genel başkan Baykal’ın tutumuydu. Baykal’dan bir tek cümlelik gönül alma da olsa bir görüntüsü olmadı. Olamazdı da, çünkü bu topluma karşı kafasının arkasındaki zihniyetin varlığı bunu gerektiriyordu. O da onu yaptı.
Yıllardır CHP içinde yaşanan muhalefet hareketi Baykal’ı bir milim bile yerinden oynatmamış ama yaşanan kaset skandalıyla Baykal’ın gidişi yıldırım hızıyla olmuştur. Sona eren Baykal dönemi yerine tartışmasız, kavgasız, rakipsiz bir süreçle, temiz, pürüzsüz, toplumun ve kamuoyunun ortak ve doğal bir mutabakatı sonucu CHP de Kılıçdaroğlu dönemi başladı.
Bu gün ülkemiz siyasetindeki güven bunalımı Sayın Kılıçdaroğlu şahsında güven bulmuştur. Genel başkanımız Kılıçdaroğlu’na duyulan bu güven yalnız CHP’lileri değil toplumun her kesiminde temiz siyaset özlemi içinde olan herkesin kabulüyle Sayın Kılıçdaroğlu, toplumun ortak adayı olmuştur. Bu süreç İstanbul belediye başkanlığı seçimlerinde hayata geçmiştir. Zaten toplumun, kamuoyunun bu ortak, doğal mutabakatı olmasaydı CHP’deki yeni çalkantılar yeni kurultaylar geçmişte olduğu gibi sürüp giderdi.
Çağdaş demokrasinin vazgeçilmezi siyasi yelpazelerin varlığıdır. Bugün ülkemizde sağda değil solda sorun vardır. 12 Eylül darbesiyle sol yelpazeye yaşatılan faşist uygulama, demokrasinin sol kanadındaki kanama devam ediyor. Beklenen odur ki, erimenin, dağınıklığın sürdüğü solun, işçi sınıfının, varoşların adresi belli olmuş ve yeni dönem Kılıçdaroğlu ile demokrasimiz sağlığına kavuşacaktır. Onur Öymen olayında CHP’den istifa eden bizler, Sayın Kılıçdaroğlu’nun ismi gündeme geldiği günde istifa eden belediye başkanlarımızla il ve ilçe genel Meclis üyeleriyle, vatandaşlarımızla harekete geçip herkes kendi gücü oranında bu harekete yüreğini koyarak sorumluluğunu taşıdı. Bu sorumluluğu ilimizde yaşayan toplumun her kesiminden farklı siyasetten olunsa da siyasetine düşüncesine sadık kalarak hizmetlerden mahrum bırakılmış ilimiz için, toplumumuz için, herkesi düşünmeye ve fedakarlığa davet ediyorum. Kılıçdaroğlu bu toprağın insanıysa Dersim kültüründen, yaşamından, inancından kopmayan bir parçaysa ve bu insanımız, ülkemizin umudu, şansı olmuşsa, bu bizim için bir gurur olmalı, iktidar yolunda tereddütsüz yanında olunmalı, desteklenmelidir. Ülkeyi 60 yıldır yöneten iktidarların ilimizi, hizmetlerden mahrum bırakılmasının acısını, ızdırabını yaşayan toplumumuz Kılıçdaroğlu iktidarı beklentisi ile rahatlama içinde olacağına olan umutla yaşıyor.
Bu umudun sonu toplumsal barışa, sevince varmalıdır. Bu da bize bağlıdır, ellerimizdedir. Sevinecek miyiz, bilemiyoruz, yoksa hak etmiyor muyuz?
Referandum programında ülkemizin her noktasına ulaşan Sayın Başkan, kadrosu ile 25 Ağustos’ta baba ocağı Tunceli’deydi. Bu mitingde Dersim halkı kendini buldu. Bu mitingde Sayın Genel Başkan köylüsünü gördü. Boyerbaba eteklerinden, Düzgün Babadan, Çemişgezek’in kırsalından, Pertek’in Dere nahiyesinden, kültürümüzün beşiği Hozat’tan, Mazgirt’e, Ovacık Munzur Baba’sından, Munzur vadisinden, yayladan, tarladan, kahveden, evinden genç, yaşlı herkes Kışla Meydanı’na akıp gelen insanıyla, kucaklaştı Kılıçdaroğlu.
İnsan odaklı yaşamın, hoşgörünün, ayrımcılığa karşı birlikteliğin ruhuyla yaşayan toplumumuz Kışla Meydanında ülkemize ‘Merhaba’ demiştir.
Bu mitingde;
Bir İNSAN olsa da sahipleneyim duygusu, yılların bir hasreti, bir özlemi toplumumuzun iç dünyasında, şuracığında bir top olmuş biriken, o her şeyin bir duygu seline, sevgi çığlıyla Kışla Meydanı’nda boy vermiştir. Toplumun belleğinde iz bırakan rahmetli Ecevit’in Tunceli mitinginden 30 yıl sonra hasretin, sevincin yeni adresi oldu Sayın Kılıçdaroğlu’nun baba ocağındaki Tunceli mitingi.
Halkın Sesi gazetesindeki köşesinde Sayın Fikri Taş’ın ‘Tunceli Tunceli olalı, böyle bir bütünlüğe, böyle bir araya gelmişliğe tanık olmamıştı, Tunceli halkı inadına hemşehrisini bağrına basmıştır.
Bütün ülkede esen Kılıçdaroğlu rüzgarı Dersim’de daha şiddetli esmişti.’ diyen yılların kalem emekçisinden okuyoruz Dersim halkını.
Zaman zaman eleştirilerin odağında olan CHP il ve ilçe teşkilatları organizeli, eşgüdümlü bir çalışmayla, arzulanan sonuç veren bu başarılı miting, yurt içinde ve yurt dışında ilgiyle ve sevinçle izlenmiştir. İl ve ilçe örgütlerine, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Özlemin, hasretin, coşkunun, sevincin boy verdiği kışla meydanında ortaya çıkan halkımıza yürekten minnettarız.
Türkiye kamuoyunda hemşehrilerinin, kendisini yürekten sahiplenme mutluluğuna kavuşan Sayın Kılıçdaroğlu, miting konuşmasını tamamladıktan sonra bir sevinci daha yaşadı.
Bir dönem TBMM de saygıdeğer Tunceli halkının parlamenteri olarak görev yapan şahsıma ve Pülümür, Nazimiye ve Ovacık, ilçelerimizin değerli Belediye başkanlarına ve diğer partili dostlarımıza yuvaya tekrar dönüşle, rozeti takarak huzurla baba ocağından ayrıldı Sayın Kılıçdaroğlu.
Bizler de Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na ülkemizin, Tuncelilerin hasreti olan Başbakanlık yolunda Dersim Evliyalarının, aydınlanma ışığının kendisine rehber olmasını dileyerek Başkente uğurladık.
Hasan Güyüldar
22. Dönem CHP Tunceli Milletvekili




























