

CHP'li olmayan CHP'li vekil!
Kendi hazırladığı seçim beyannamesinde açıkça yazmış. "CHP üyesi olmadığım gibi, CHP'ye adaylık başvurusu da yapmamıştım" demiş. Köken olarak CHP'li değil, "Sosyalist olduğunu" herkese ilan etmiş.
Diyor ki:
Sosyalist soldan gelen bir insan olarak adaylık teklifini Kemal Kılıçdaroğlu'ndan aldım.
Ardından da ekliyor:
Bizzat Kılıçdaroğlu'ndan Alevi, Dersim ve Kürt sorunlarında 'yeni bir dönem' açılacağı yönünde işaretler aldığım için teklifi tereddütsüz kabul ettim.
Anlamışsınızdır, CHP içinde büyük tartışmalar yaratan Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'den bahsediyorum.
Üstelik, son derece samimi ve ilkeli davranmış. Hazırladığı seçim beyannamesinde CHP'yi de eleştirmiş. "Dünyayı değiştirmek isteyen herkes, önce kendi evini düzenlemeli" demiş:
Kılıçdaroğlu da buradan başladı ve önce kendi örgütünün yapısını ve zihniyetini dönüştürmek üzere işe koyuldu.
Yetmedi, bitmedi, bu kadarla kalmamış.
Milletvekili seçildikten sonra "Kılıçdaroğlu'nun desteği ile" takipçisi olacağı hedefleri de tek tek sıralamış:
1938'in katliam olduğunun resmen kabul edilmesi.
Dersimlilerden özür dilenmesi.
1938'de idam edilen Seyid Rıza, Uşene Seyid, Kemer Ağa, Fındık Ağa, Resik Hüseyin, Cebrail Ağa ve diğer şahsiyetlerin mezar yerlerinin açıklanması ve itibarlarının resmen iade edilmesi.
1938 Harekâtı'nda yakılan ve yıkılan yerleşim yerlerinin ahalisine tazminat ödenmesi, mağdur kişilere manevi tazminat verilmesi.
Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulması. (Bu komisyonun kurulmasını ilk olarak Abdullah Öcalan istemişti.)
Zazaca ve Kürtçenin eğitim başta olmak üzere tüm alanlarda kullanılması için yasal zemin hazırlanması.
Vesaire, vesaire...
Ardından Meclis'e seçilmiş. Seçim öncesi ilan ettiği doğrultuda mücadelesini başlatmış.
Çizgisinde hiçbir kırıklık yok.
***
CHP'li pek çok milletvekili ise, Aygün'e alabildiğine tepkili. "Nasıl olur" diye feryat ediyorlar:
- Atatürk'ün partisinde bu görüşler nasıl savunulur?
Sorunun muhatabı ben değilim, ama cevabı ayan beyan ortada. Bugün görüldüğü gibi oluyor; işte bu görüşler CHP'de savunulabiliyor.
Bu bir tercih meselesi. CHP, Kılıçdaroğlu'nu tercih etti, Genel Başkanlık Koltuğu'na oturttu. Hüseyin Aygün'ün seçim beyannamesinde açıkça ortaya koyduğu gibi Kılıçdaroğlu da böyle bir tercihte bulundu.
CHP'de "yapı ve zihniyet değişimi" gerçekleştirdi. Aygün'e adaylık teklif etti. "Yeni CHP" ortaya çıktı!
Kimsenin Hüseyin Aygün'e kızmaya ve tepki göstermeye hakkı yok. Söyledikleri doğrudur-yanlıştır tartışılır, ama Aygün son derece ilkeli davranıyor.
Peki Kılıçdaroğlu ne yapıyor?
Kılıçdaroğlu'nun amacı ve hedefi ne?
Bence CHP'lilerin asıl tartışması gereken Aygün ve söylediklerinden çok Kılıçdaroğlu'nun tavrı!
***
"CHP'de TESEV Tartışması" başlıklı yazım üzerine, TESEV'in Kurucu Başkanı Bülent Eczacıbaşı aradı. TESEV'in kökünün Ekonomik Sosyal Etütler Konferans Heyeti'ne dayandığını belirtti. Bu heyetin amacının da özel sektörle kamu sektörünü bir araya getirmek ve meseleleri tartıştırmak olduğunu anlattı.
Eczacıbaşı, geçmişte SSK'nın başında bulunan Kılıçdaroğlu ile diğer üst düzey bürokratların TESEV'e bu amaçla "kurucu üye" olarak davet edildiklerini ifade etti:
- Beğendiğimiz değerli insanları TESEV'e davet etmenin yadırganacak ne yanı var?
Bülent Eczacıbaşı, TESEV-Soros ilişkisi ile ilgili olarak da şunları söyledi:
- Soros konusu benim dönemimde olan bir olay değil. Benden sonraki başkan Soros'tan bir miktar yardım sağlamış. Önemli olan bu paralarla Soros'a hizmet edecek bir şey yapılıp yapılmadığıdır. Ben TESEV'de Soros'un izini görmüyorum.




























