Tuncelinin Sesi
23 Nisan 2014 Çarşamba
Ziyaret suyunun alınmak istenmesine tepki
Berkin için önce dinleti sonra fidan!
HES ve madenler bitti; sıra ziyaret sularında!
Dersim için kampanya
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
18 Temmuz 2010 Pazar 16:27

PETAG Dersim Ermeni halk şarkıları

Taraf - İnsanın ruhunda, vicdanında yer eden sesler: ‘PETAG Dersim Ermeni Halk Şarkıları’ albümü.

Şaşırıyorum.

Ne yakıcı bir hüzün, ne ciğer delen sözler, ne sarmalayıcı tonlar.. Kalan Müzik’ten çıkan PETAG Dersim Ermeni Halk Şarkıları’nı dinliyorum; hepsi de Anadolu kokuyor.

Anadolu, sesin yurdudur zaten.

Binlerce yıla yayılmış belli başlı 30-35 uygarlığın müziklerini, sözlerini, duygularını birbirine ekleyerek zenginleştirmiş çünkü bu insanlar.. ve inanılmaz genişlikte bir müzikal envanter çıkmış ortaya.

Saymaya kalksak sayamayız!

PETAG Dersim Ermeni Halk Şarkıları albümü, Mikail Aslan’ın önemli ve değerli bir çalışması. Dört yıl süren olağanüstü bir çaba sonucunda ortaya çıkmış.

“Kâinatta yankılanmış hiçbir ses kaybolmaz.”

PETAG adlı albümde önemli bir uygarlığın, olağanüstü bir kültürün sesleri var.

İnsanın ruhunda, hatta vicdanında yer edinecek sesler bunlar.

PETAG’da yer alan şarkıların en neşelisinde bile derin bir hüzün var. Hayatın pek çok şeyini terennüm eden bir hüzün bu.

Rastgele bir şarkı seçelim...

“Gel gurbetçi, gurbetçi, göçebe, avare,/ Ah, bir yılın yedi oldu,/ Yedi yıldır hasret çekiyorum, gel gayrı./ Kalbim dop dolu nehire dönmüş/ Kıyıdan kıyıya vurur, dışarı taşar,/ Bahar çiçekleri yar çağırır,/ Yankısı akıl götürür, gel artık. // Gel, garip, evsiz-barksız, biçare,/ Ah, hasretimin adı yok, kanadı da yok ki uçup yetişsin, gel ne olur./ Bağımın hasadında üzüm yok,/ Bağımı yel götürsün,/ Turna benden küsmüş sanki, bir haber iletmiyor.” (Bağınların Kapısı)

Mikail Aslan, belli ki zoru başarmış; adeta yoktan var etmiş bu albümü.

Diyor ki: “Elinizdeki albüm yaklaşık olarak dört yıl boyunca ton tona eklenerek oluştu, bu kadar uzun bir zamana yayılmasındaki asıl sebep imkânlarımızın kısıtlı olmasından kaynaklanıyor; gene de vicdan yoluna gidenlere Xizir (Surp Sarkis) kılavuzluk eder; engeller çoğalır, zaman uzar ama yerine ulaşır elçi.”

Şimdi, Dersim’de o insanlar yok; Dersim Ermenisiz.. ama o insanların sesi, müziği orada bulunuyor: “Bazen, yıkık kilise duvarlarından kalma taşlar; sıvanmamış, eski yapı evlerimizin duvarlarında tek tük göze çarpardı. Bu taşların dili yok muydu, kimse yok mu onların dilinden anlayan, hangi taşa işlenmişti yankılar?” diye üzülüyor Mikail Aslan.

Şimdi o taşlardan yükselen sesler duyarlı insanların ruhundan, duygularından, ellerinden süzülerek PETAG’da yerlerini almışlar.

Kalan Müzik’e her zamanki gibi bir selam buradan.

Bu haber toplam 7529 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.