Tuncelinin Sesi
06 Şubat 2012 Pazartesi
Hızır Dersimli Olabilir mi?
Kar yağışı, köpekleri de aç bıraktı
Çemişgezek'te, Öğrencilere Ücretsiz Kurs Verilecek
Kar yağışı, yaban hayvanlarını da etkiliyor

Seher Keçe Türker

Çemişgezek günlüğü - 2 (11-12 Mayıs)

15 Haziran 2010 Salı 16:10

11MAYIS 2010, Bu gün Çemişgezek’e yazın tatile gelen Kazım Bey ile İrfan Hanımın, öyle yemekleri davetlerine icabet ettik. Masayı elbirliği ile hazırladık. Fırında özel olarak yapılan kavurmayı zevkle bitirdik. Bu evde de bir yaşlı teyze vardı. Eskilerden söz etti. Onunla sohbet etmekten memnunduk; o bizden daha çok memnundu. Ayrılık zamanı geldi, vedalaştık. Yağmur yağıyordu, rüzgar vardı ama şikayetimiz yoktu. Her türlü şartta ilçeyi gezmeği kafamıza koymuştuk.

Yaya olarak yola devam ederken çarşıya uğradık. Ufak tefek alışveriş yaptıktan sonra yokuş aşağı ilerleyerek Has Bahçe’nin kapısına geldik. Kapıdan geçerek Tağar Çayı’na yürüdük. Çayda ayaklarımızı yıkadık, kumlarında gezindik. Kavaklar, meşeler, bağlar bahçeler arasından dolaştık. Tarihi köprüyü görüntüledik. Zamana meydan okuyan güzelliği ve onurlu duruşu ayaktaydı. Bahçelerin bir yerinde toprakla uğraşan kadın bizi çaya davet etti. Ancak vaktimiz olmadığı için oturamadık.Öğle üzeri yenilenmiş olarak yola çıktık, o sırada önümüzden geçmekte olan traktörü durdurarak bizi de götürmelerini rica ettik. Böylece traktörle çarşıya kadar geldik. Traktör, bir çocukları yanlarında olan genç bir ailenindi. Sanki önceden tanışıyormuşuz gibi traktörden indiler, bize sarıldılar “Allah’a emanet olun” dediler ve yollarına devam ettiler. Yolda rastladığımız birine selam verdik, geleneksel kıyafeti çok güzeldi. Kendisi güler yüzü ile her şeyden güzel ve özeldi. Fotoğrafını çektim.

getattachment.jpg

Tekya Aile Çay Bahçesi’nde oturduk, henüz sezona açılmamıştı; ama ilçe için önemi açıkça belli oluyordu. Sonra, arabayla Zişanların tarım yapılan bağlarına, bahçelerine gittik. Bu arazinin ucu bucağı görünmüyordu. Subaşında Ağaç altında tahta masa ve oturma yerleri vardı. Ayrıca bir dolap dolusu mutfak malzemesi yaz kış geleni gideni beklermiş. Güzel bir çay demlendi. Keyfimize diyecek yoktu. Alıç ağaçları çiçek açmıştı. Çiçeklerden topladık. Çayını yapacağız. Başta damar, kalp olmak üzere birçok hastalığa derman oluyormuş. Amcaoğlu Ziyaeddin’nin hazırladığı dut fidanlığı çok anlamlıydı, Fidanları zamanı gelince gerekli yerlere pazarlayacakmış. Burada herkes elinden geleni yapmaya çalışıyor. Keban Baraj Gölü suyu ile toprağa can olduğu gibi iklimi ılımanlaştırarak yeni bitkilerin yetiştirilmesine yardımcı olmuş. Balıkçılık da önemli bir meslek olma yolunda ilerlemekteymiş. Akşamın alaca karanlığında eve doğru yola çıktık. Akşam yemeği çok keyifli geçti. Amcaya günümüzü anlattık. Bu ailede herkes iyi niyetli, abdestlerinde, namazlarında çalışkan insanlar. Nuray Hanım, hem kendi evine hem de anne babasına itina ile bakıyor. Ne mutlu ona ve anne, babasına...

Bu son akşam sofrasında sayımız arttı. Amcamız Zeki Bey, çocukluğundan beri duyamayan Eşi Leman Hanım, amca Kızı Nuray Hanım ve eşi Yaşar Bey, kızları Ebru, Amcaoğlu Hüsnü Bey ve eşi Radiye Hanım, ayrıca İstanbul’dan ailesini ziyarete gelen amcaoğlu Soner Bey vardı. Yemekten sonra yine çay ve sohbet başladı. Masaya çemiş geldi. Ayrıca ayran... İsteyen çemişi ayranın içine atarak, isteyen, çayın yanında şeker niyetine kullanabilir. Ben, çemişi ayranla denedim, gerçekten farklı ve güzel bir tatdı. Geleneklerimiz ne kadar anlamlı. Sofra adabımız bütün aileyi bir araya getiriyor. Büyüye ve nimete saygı örneğine bundan daha iyi örnek var mı bilmiyorum.
Bu son gecemiz bir yandan gitmek zor geliyor, öte yandan bizi bekleyenler ve işlerimiz var. Yolcu yolunda gerek diyerek valizlerimizi akşamdan hazırladık.

getattachment1.jpg

12 MAYIS 2010, Bu sabah da erkenden uyandık. Kahvaltıdan sonra vedalaştık ve Ziyaeddin Beyin arabası ile Yaşar Beyin de eşliğinde minibüslerin olduğu alana doğru yola çıktık. Bize hediyeler hazırlanmıştı. Bu hediyeleşme geleneğimizin sürdürülmesi insanı mutlu ediyor. Aynı zamanda peygamberimizin öğütlerinden birini yerini getirmiş oluyoruz. Biletimiz önceden alınmıştı. Meydanın kahvesi önündeki küçük sandalyelere oturduk. Köpüklü ayranlarımızı, bakır maşrapalardan içtik.
Sonra, minibüs hareket etti. Kısa bir yolculuktan sonra feribotla Elazığ kıyısına geçtik ve merkeze geldiğimizde Zişan’la yollarımız ayrıldı. İzmit yolunu tuttum. Rahat bir şekilde evime ulaştım. Her haliyle aklımızdan çıkmayacak güzel bir buluşma oldu. Zişan’a ve ailesine teşekkür ederim.

ÇEMİŞGEZEK İÇİN SÖYLEYECEĞİM ÇOK SÖZ VAR
Çemişgezek’in Benim memleketim Şebinkarahisar’la benzeşen yanının çok olduğunu gördüm. Çemişgezek gibi Şebinkarahisar’da birçok yere bağlanmış. Tunceli Çemişgezek’e ne kadar ters yöndeyse Şebinkarahisar da Giresun’a o kadar ters yöndedir. Çemişgezek adı çemişten gelmiyor ama bizim yörede de Çemişgezek’te söylendiği gibi dut kurusuna ‘çemiş’ denir. Birçok atasözü ve ilenmeler, deyimler, kelimeler de aynı. İki ilçede de okuma oranı oldukça yüksek. Çok medeniyetler görmüşler, İpek Yolu’nun sefasını sürmüşler. Sürmüşler ama zamanımızda kör sokaklarda kalmaya mahkûm edilmişler.

Evliya Çelebi Çemişgezek’e geldiği tarihi tam olarak belirtmemekle beraber 1649-1650 yıllarında Çemişgezek' in içinde bulunduğu bölgeyi gezdiği biliniyor. Bu sebeple Çemişgezek'e de bu yıllarda geldiğini söyleyebiliriz. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Çemişgezek’i şöyle anlatıyor; "Buradan kalkarak (Sağman) Çemişgezek Kalesine geldik. Cemşid'in bir gulamı kaçıp bu sa'b diyarlara kaçarak Kaarun gibi paraya malik olup Cemşid korkusundan bu kaleyi inşa ettiğinden "Çemşid Kenzek"den galat olarak "Çemişgezek" denmiştir. Sonra nice hükümdar eline girmiştir. Sonunda Selim Hana ahalisi itaat eylemiştir. Diyarbekir Vilayetinde sancak beyi tahtıdır. Beyinin hası (334-223) akçadır. 2 zeameti, 18 tımarı, alaybeyisi, geri-başısı vardır. Sefer sırasında beyinin bayrağı altında tam yüzbin adet silahlı askeri olur. Yüzelli akçelik kazadır. Muftü, nakib ve muhtesibi vardır. Kale ağası, kale neferleri dahi var. Murat nehrinden uzak yerlerde (Ovacık) nahiyesinde Munzur Baba Azizin dağından çıkan küçük bir kaynak olup Murat nehrine karışır. Bu nehir her sene Ağustos'tan başlayıp kırk gün acı ve kırk gün tatlı akar. Nehrin lezzetli alabalığı olur. Avcılar ziyaretten aşağıda balık avlarlar. Eğer ziyaret yanında avlarlarsa balıklar pişmez. Bu pınarın kuzeyinde bir dağ vardır. Orada Munzur Babanın diktiği bir ağaç vardır ki, gayet siyahtır. Bu ağacı kim keserse zarar çeker..."

getattachment2.jpg

Yörede başta arpa, buğday olmak üzere tahıl, patates ve soğan yetiştirilir. Vadide meyve ve sebzecilik yapılır. Ceviz ve fıstık üretimi önemlidir. Meyvecilik dalında Çemişgezek ilçesi kendi ihtiyacını karşılar. Merkez ilçe ve yakın köylerinde dut başta olmak üzere elma, ceviz ve diğer bölgesel iklime yatkın meyveler üretilir. Çemişgezek çevresindeki köylerinde dikili alanlar arasında bağcılık da yapılır. Ağaç sayısı bakımından badem, armut, elma, ceviz ve dut daha fazladır. Faydalı otların hepsini doğal olarak dağlarda, kırlarda bulabilirsiniz. Şebinkarahisar’da da ceviz ve dut fazladır.

Hayvanlar ilkbaharla birlikte, kuzeydeki yaylalara çıkartılır ve sonbahara değin burada otlatılır. Koyunun yanı sıra kıl keçisi ve sığır yetiştiriciliği yaygındır.
Bitki örtüsü elverişli olmasına karşın, ticari arıcılık yeni yeni gelişmektedir. Yüksek nitelikli bal üretilir. Hayvan varlığı içinde küçükbaş hayvanlar daha fazladır. Keban Baraj Gölü üzerinde küçük çapta balıkçılık yapanlar bulunmaktadır. Bunlarda ancak ilçenin ihtiyacını karşılamaktaymış.

Ticari faaliyetler genellikle hayvan alım satımı, hayvansal ürünler, bazı zirai mahsuller ve küçük el sanatlarının pazarlanması şeklinde oluyormuş. Kilim dokumacılığı, eskiden beri sürdürülen bir ekonomik etkinlik olarak sürüyormuş..
İlçenin birçok söylencesi bulunuyor. Bunlardan biri;
YILAN DAĞI SÖYLENCESİ: Rivayete göre Hozat, Ovacık ve Çemişgezek sınırında bulunan Yılan Dağı'nda zamanla yöre halkının korkulu rüyası olan bir ejderha (Büyük Yılan) varmış. Bir gelin çocuğu ile dağdan geçerken ansızın bu ejderha ile karşılaşmış ve çok korkan kadın dua etmiş; "Tanrım beni taş eyle; bu yılan beni ve çocuğumu yemesin" demiş. Kendisi ve yılan taş kesilir, o günden sonra bu dağa ‘Yılan Dağı’ ve ‘ Kırklar Dağı’ adı verilir. Birde Çoban söylencesinden söz edelim.

MUNZUR SÖYLENCESİ, Bu efsane Tunceli'nin hemen yanıbaşından geçen Munzur Nehrinin kaynağına aittir. Bir zamanlar Ovacık ilçesinin Ziyaret köyünde zengin mi zengin bir ağa yaşarmış. Bu ağanın çok güvendiği Munzur adlı bir çobanı varmış.Günün birinde ağa hacca gitmiş.Hanımı evde helva pişirirken çoban gelmiş; "Ağama helva götüreceğim, "demiş ve bir tabak helva istemiş. Kadın bunun mümkün olamıyacağ'nı bildiği için "çobanın canı herhalde helva istedi. Bir tabak vereyim de zavallı yesin," demiş. Çobanın tabağına helvayı doldurmuş.
O anda ağa hacda namaz kılmakta iken yanı başında çobanı görmüş. Çoban;"hanımın sana helva gönderdi" demiş ve bir anda kaybolmuş. Ağan'ın hacdan döneceği haberi köye gelince herkes karşılamaya gitmiş. Munzur adlı çoban da taze sağdığı setten bir bakraç alıp ağasını karşılamaya gitmiş.
Halk elini öpmek için ağaya yöneldiğinde ağa "içimizde eli öpülecek biri varsa o da Munzur’ dur, " demiş ve çobana yönelmiş. Çoban da kaçmış, şimdiki Munzur Nehri'nin çıktığı bölgeye gelince; ayağı bir taşa takılmış ve yıkılmış, elindeki süt dökülmüş. Böylece sütün döküldüğü yerden beyaz köpüklü bir su fışkırmış ve bu su Munzur Nehri'nin ilk kaynağını oluşturmuş. Bu olaydan sonra Munzur Nehri hep beyaz köpüklü akmış. Bu su, yöre halkı tarafından kutsal olarak bilinir ve kesinlikle kirletilmez.
Çemişgezek’te gördüğüm önemli özelliklerinden biri de her evde yaşlı olması ve yaşlılarına değer vermeleridir. Misafirperverlikleri ve varlarını ikram etmek istemeleri de önemli özelliklerinden birini teşkil ediyor. Kısacası Türk kültürünü yaşatmaya devam ediyorlar. Yolunuz buraya düşerse aç, açıkta kalacağınızı düşünmeyin. Tanrı misafirine bütün kapılar açılır. Temmuz ayında yapılan Çemişgezek Dut ve Peynir Festivali de önemli çalışmalardan biridir. Doğası ve tarihi geçmişi muhteşem olan bu ilçeyi görmelisiniz, gözlerinize inanamayacaksınız.

getattachment3.jpg

Bu yazı toplam 3424 defa okunmuştur
Sitemizde yayımlanan köşe yazılarının sorumluluğu yazarlarına aittir.
YORUMLAR
Hasan Gümüş'e
seher keçe türker
Sevgili Hasan Gümüş,
İlginize teşekkür ederim.
saygı ve sevgilerimle,
14 Aralık 2010 Salı 13:19
88.241.81.61
Yasemin Özen'e
seher keçe türker
Yaseminciğim,
Duyguların için teşekkür ederim.
sevgilerimle,
14 Aralık 2010 Salı 13:16
88.241.81.61
Hihat Erdoğan'a
seher keçe türker
Merhaba Nihat Bey,
Yanıtınm çık geç oldu kusura bakmayın. Üzülerek belirteyim ki mailinizi okumadım. Yorum yazınızı farketmediğim için silmiş olmalıyım. Zişan Hanım bu gün söz etti. Lütfen tekrsr yazabilir misiniz? teşekkür ederim. Sevgi ve saygılarımla.
14 Aralık 2010 Salı 13:14
88.241.81.61