Tuncelinin Sesi
05 Şubat 2012 Pazar
Hızır Dersimli Olabilir mi?
Kar yağışı, köpekleri de aç bıraktı
Çemişgezek'te, Öğrencilere Ücretsiz Kurs Verilecek
Kar yağışı, yaban hayvanlarını da etkiliyor

Ercan TOPAÇ

Güzel Atlar Ülkesi!

16 Şubat 2010 Salı 19:27

Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun Nevşehir’in Ürgüp İlçesi Mustafapaşa Beldesi’nde düzenlediği 29. Başkanlar Konseyi Toplantısına ben de katıldım.

4 gün süren program boyunca Nevşehir’in tarihi ve turistik yerlerini gezme şansı elde ettik. Ürgüp, Göreme, Avanos, yer altı şehirleri gibi Kapadokya’nın önemli yerlerini gezdik. Pers dilinde “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelen Kapadokya’yı gezerken tarihsel dokuya adeta dokunur gibi oluyorsunuz.

Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmış. Bizleri gezdiren rehberimiz bu oluşumu öylesine güzel ve edebi bir dille anlatıyor ki bu güzelliklere bir kere daha şaşkınlık ve hayranlıkla baktım.

Bölgede önce Hititler yaşamış, daha sonra Hristiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuş. Kayalara oyulan evler ve kiliseler bölgeyi Hristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiş.

Tarihle doğanın mükemmel bütünlüğünden oluşan bu bölgenin en göze çarpanlarından birisi de Peribacaları. İnsanların bir zamanlar ev, kilise olarak kullandıkları peribacaları fresklerle süslenerek binlerce yıllık medeniyetin izlerini günümüze taşımayı başarmışlar. Oldukça eski bir tarihe sahip olan bölgenin yazılı tarihi Hititlerle başlıyor. Ticaret kolonileriyle ülkeler arasında ticari ve sosyal köprüler kuran Kapadokya, İpek Yolu’nun da önemli kavşaklarından biri olmuş.

guzel_atlar_ulkesi1_ic.20100505184511.jpg

Hitit, Asur, Frigya, Pers, Roma gibi uygarlıkların hüküm sürdüğü bölge bir dönem Hristiyanlığın eğitim ve düşünce merkezi olur. Sonrasında Arap akınları başlar. Bölge sonrasında Selçuklular ve Osmanlılara ev sahipliği yapar.  

Bölgedeki son Hıristiyanlar 1924-26 yıllarında Lozan Antlaşması gereğince yapılan mübadeleyle, arkalarında güzel mimari örnekler bırakarak Kapadokya'yı terk ederler. Hristiyanlar’ın arkalarında bıraktıkları ve ev olarak kullanılan bu tarihi mekanlar daha sonra boşaltılarak tarihi eser olarak koruma altına alınmış.

Programın ikinci gününde gerçekleştirdiğimiz bu geziden hayli etkilendiğimi söylemeliyim. Çünkü Güzel Atlar Ülkesi Kapadokya’da avlularda rüzgarın tarih kokan kokusunu soluduğumu hissettim. Peribacalarına dokunurken lavın derinliğini, yer altı şehirlerinde tarih yapan, korkan, sığınan, düşünen insanlığı hissettim. Kapadokya Meslek Yüksekokulu’nun yerleşkelerini gezerken aniden bir sağanak bastırdı. Hissettiğim ıslaklığın ne kadar anlamlı olduğunu; yağmurla soluduğum toprağın kokusunu hissettim.

Güzel Atlar Ülkesi’nde; Sicilyalı Filozof Empedokles’in her şeyi yaratan dört unsur dediklerini hissettim kısacası. Suyu, ateşi, havayı ve toprağı…

Ercan TOPAÇ

Bu yazı toplam 4577 defa okunmuştur
Sitemizde yayımlanan köşe yazılarının sorumluluğu yazarlarına aittir.
YORUMLAR
Güzel bir yazı
Rüştü
Ercan güzel bir yazı ama bir elementi unutmuşsun; TAHTA
01 Ağustos 2010 Pazar 20:28
213.221.224.236